Sayfalar

15 Aralık 2011 Perşembe

Pazarlama Miyopluğu ve Sosyal Medya

Sosyal Medya’nın etkinliği gün be gün artmakta. Peki biz Sosyal Medya’nın neresindeyiz? Sosyal Medya bizim için ne ifade ediyor? Gücünün ne kadar farkındayız?

Sosyal Medya denilince ilk akla gelen tabi ki Facebook oluyor. Türkiye’de de 30 milyonun üzerinde Facebook kullanıcısı olması hasebiyle; evet öncelik Facebook olmalı. Facebook haricinde mesela Youtube’un Twitter’ın gücü unutulmamalı.



Firmaların farkındalılığı her geçen gün artıyor. Fakat bu sadece Facebook’ta sayfa açıp takipçi sayısının artmasını beklemekle olmuyor. Hedef kitleyi seo yaparak  sayfaya çekebilirsiniz. Ama yeterli değil! Tam zamanlı mesainin bile yetersiz olduğu, ilgi isteyen, marka kimliğine uygun içerik isteyen bir ‘mekan’. Nefis alıp veren, yaşam kaynağı içerik olan mekanlar. Müşterilerinizi ağırlayacağınız mekanlar. Buralara, ne ekerseniz onu biçeceğinizden emin olun.

Nadasa bırakılırsa bu sayfalar ne olur? Müşteri ne bekliyordu ne buldu? Müşteri sayfanıza bir beklenti içinde gelir. Yapacağınız yeniliklerden ilk haberdar olmak için, yapılan indirimlerden veya kampanyalardan ilk haberdar olmak için. Müşteri beklediğini bulamadığı takdirde, müşteri nazarında markanız hakkında olumsuz bir algı oluşacaktır. Açtığınız sayfa bir nevi vaattir ve bu vaatlerin içi boşsa müşteride güvensizlik oluşacaktır.

Yenilikleri görmezden gelenler her zaman yenilgiye uğradılar. Yenilikleri pazarlama faaliyetlerine entegre edenler ise daha başarılı oldular.



Son olarak şunu söylemek istiyorum. Sosyal Medya’da varsanız oyunu kurallarına göre oynamalısınız. Yoksanız; bu pazarlama miyopluğundan kurtulup var olma ve etkinliğinizi arttırma yollarını aramalısınız. Sosyal Medya olmazsa olmazınız!

24 Ekim 2011 Pazartesi

GSM Operatörleri: Reklam Beğenirliği ve Satın Alma(ma)

Türkiye’de GSM temelli mobil iletişim, Şubat 1994’te Turkcell’in hizmete girmesiyle başladı. Turkcell 17 yıllık süreçte 34 Milyon aboneye ulaştı. 2004 yılında Aycell ve Aria markalarının birleşmesi sonucu AveA markası doğdu ve o günden bugüne 12 milyon aboneye ulaştı. Vodafone markası ise 2006 yılında Telsim’i satın aldı ve 2011 yılı itibariyle 17 milyon abone sayısına ulaştı.

9 Kasım 2008 tarihinden itibaren aboneler, cep telefonu numarası değişmeden GSM operatörü değiştirme imkânı buldu. 2011 Mayıs ayına kadar 28.5milyon abone numarasını başka bir operatöre taşıdı. Kampanyalardan faydalanmak isteyen aboneler o operatörden bu operatöre sık sık geçiş yaptı. Abone sayıları yaklaşık olarak yukarıda belirttiğim gibidir.

Facebook sayfamda yaptığım ankette şu soruyu sordum; “GSM operatörlerinin en beğendiğiniz reklam yüzü hangisidir?”. Oranlar beklediğim gibiydi.
  •           Vodafone   -  Şafak Sezer  %10
  •           Turkcell      -  Şahan Gökbakak %20
  •           AveA          -  Erdem Yener (Fasülye) %70



Yapmış olduğum küçük çaplı ankete ve gözlemlerime göre Erdem Yener'li AveA reklamı daha fazla beğenilmektedir. Peki başka operatörde olup Erdem Yener'li AveA reklamına maruz kalan ve reklam tutumu pozitif olanların, yani reklamı beğenenlerin satın alma isteği hangi yönde gelişecek? Duygularımızda pozitif çağrışımlar yaratan reklamların beğenilmesinin, markanın beğenilmesine yol açtığını ve en sonunda satın alma niyetinin ortaya çıktığını bilmekteyiz. Belki AveA'nın beğenilen bu reklam filmi ve "sizdebirakabilirsiniz" reklam kampanyasından sonra bilim bir kez daha haklı çıkacak!Ama 12 yıllık Turkcell kullanıcısı olan ve AveA reklamında muhteşem derecede eğlenen ben, neden hala Turkcell’iyim? Alışkanlık mı üşengeçlik mi? Reklamlarını beğeni derecem en az olan Vodafone’a bile geçmeyi düşünmeme rağmen AveA neden değil? Yoksa AveA’da beni çekmeyen başka bir şey mi var?

Yazının başında Aycell ve Aria markalarının birleşmesiyle AveA markasına gidildiğini söyledim. Yoksa sorumun cevabı, bende kaliteli olduğu izlenimi yaratmayan Aycell’in A’sının bilinçaltımda ki etkisi mi?

10 Ekim 2011 Pazartesi

Marka(j)

Günümüz rekabet koşullarında vazgeçilmez olmak deveye hendek atlatmak, Barcelona'yı Camp Nou'da yenmek kadar zor. Vazgeçilmez olma yolunda kalite, inovasyon ve müşteri memnuniyetinin süreklilik arz etmesi gerekmektedir. Ki bundan ziyade müşteri ile marka arasında "Bağ Kurmak" marka yöneticileri için önceliği en yüksek eylem planı gerektirmektedir.

Ürün yada hizmetin taklit edilme hızı o kadar yüksek ki siz piyasaya sürmeden taklitleri çıkıyor desem çokta abartmış olmam herhalde. Yaptığınız her hareket yakın takibe alınıp çok kısa bir süre sonra piyasada rakipler tarafından taklit ediliyor yada onlara yeni fikir üretmede ışık oluyor. Yukarıda söylediğim gibi kalite, inovasyon ve müşteri memnuniyetinin süreklilik arz etmesi gerekmektedir. Ne yaptığımıza takılı kalmayıp Ne yapacağız? sorusu üzerinde durmamızın daha önemli olduğu düşüncesindeyim.

Gıda sektöründe Ülker Eti arasında bu tip yakın takiplerin olduğunu hep birlikte görmekteyiz. Ülker Metro'ya karşılık Eti Maximus'u çıkardı. Eti Cin'e karşılık Ülker Çokoprens Turta'yı çıkardı. Bunların hangisi hangisinden daha başarılı oldu, marka algılarını ve bilinirliklerini vs. onu sonra tartışacağız.

Teknolojide de benzer örnekleri sıkça görmekteyiz. Çamaşır makinasından buzdolabına, cep telefonundan bilgisayara.. 10 Kg kapasiteli bir çamaşır makinası üreten firmanın rakibi en kısa zamanda bunu kendi ürünlerinde uygulamakta, 3 boyutlu TV üreten bir markanın rakibinin ürünlerinde aynı özelliği görmekteyiz.

Hz. Mevlana'nın dediği gibi "Dünle beraber gitti cancağızım düne dair ne varsa, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.". Kaliteden ve müşteri memnuniyetinden ödün vermeden, inovatif yaklaşım ile sürdürülebilir başarının anahtarı sizin markanızın elinde olacaktır.

29 Eylül 2011 Perşembe

Dijitalin Sesi..

İstanbul'dan Ahmet, Berlin'den Maria, Tokyo'dan İnamoto, New York'dan Michael, Sidney'den Lisa, Abuja'dan Okocha.. Farklı kıtalar farklı renkler..

Ortak noktada buluşturuyor bu renkleri dijital dünya. Sanal olmaktan çıkan gerçek bir dünya. Kıtalar arası yolculuk başlıyor "www" ile.. Neredesin, hangi zaman dilimindesin bir önemi yok.. Statününde.. Ortak amaç iletişim.. İletişim çağındayız..

İletişim diyince ve geçmişe gidince yüzümde bir tebessüm oluşuyor aslında. 20 yıl öncesine gidiyorum. (Çok daha öncesini hayal bile edemiyorum :) ) Telefon, mektup, telgraf, faks gibi kitle iletişim araçları geliyor aklıma. Faks üretimi yapılıyor mu acaba? Var olanlarda bir kaç yıl sonra çöpe atılır sanırım. Peki Telgraf? Ptt.gov.tr sitesinde baktığımda telgraf için "Kurumumuz tarafından kabul edilen yazılı metnin elektronik ortamda iletilmesi ve belirtilen adrese PTT görevlisi tarafından teslim edilmesi hizmetidir" diyor. Sanırım o bildiğimiz eski telgraf cihazlarından da kalmamış. Peki mektup? Resmi yazışmalar haricinde kaç kişi mektup yazıp gönderiyor? Ve bu gönderenlerin kaçı el yazısı ile yazıp gönderiyor merak ediyorum açıkçası.. Telefon etmek yada mektup yollamakta kolay değildi tabi. Postanelerde sıra beklemeler, komşudan rica etmeler, telefonun düşmemesi, kıtalararası ise konuşma "konuşamama" ile sonuçlanması.. Mektup yolladığınızda postacı amcanın posta kutusundan alıp postaneye ulaştırması, oradan dağılmaya başlanması ve yurt içi ise bir kaç günlük, yurt dışı ise haftalarca süren kompleks ve meşakkatli bir süreç.

Peki şimdi? "Fısıldıyorum, dünya duyuyor". Maria, Lisa, Michael, Ahmet, Mehmet, Ayşe, Başbakan, Cumhurbaşkanı, Amerika, Afrika.. Sesimin ulaşamadığı yer yok.. Sınır yok.. Sınırlar ortadan kalkmış durumda internet ile..Ortak ses.. Dijitalin sesi! Odamın dünyaya açılan penceresinden, hatta taşınabilir cihazlarım ile dokunabiliyorum adeta onlara.. ve daha fazlasını yapıyorum.. Yanımda götürüyorum onları; tatile, çarşıya, okula.. Hep yanımdalar..

İngiltere'de yaşanan olaylarda Sosyal Medya aracılığı ile organize olundu.. Keza Arap Baharın da gençler aynı mecrayı kullandı. Sesleri bir bütün oldu ve daha çok çıktı. Meramlarını duyurabildiler kendi ülkelerine ve dünyaya. Ki devlet başkanları da aynı mecra ile dokunuyor halkına.. Seçim kampanyaları Sosyal Medya üzerinden yapılıyor.

Bazı istatistikleri paylaşmak istiyorum,

  • Türkiye'de internet kullanıcı sayısı son 10 yılda 2 milyondan yaklaşık 35 milyona ulaştı.
  • Cep telefonunu abone sayısı Dünya'da 5 milyar
  • İnternet kullanıcı sayısı Dünya'da 2 milyar
  • Mobil internet kullanıcı sayısı Dünya'da 2011 sonunda 1 milyar olacağı öngörülüyor
  • Facebook kullanıcı sayısı yaklaşık 800 milyon, Twitter kullanıcı sayısı 200 milyon
Rakamlar şimdilik böyle.. Annelerimizin video konferans ile günlere katılacağı, yemek tarifi alacağı günler yakındır. Sayı artarak devam edecek. Sesimizi her platformda daha gür duyuracağız.

Ayakta kalmak için bu sese kulak ver!